Ne iş?

Ben de zevkli eğlenceli yazılar yazmak istiyorum ama ne zaman internete girsem iş memleket meselesine kayıyor genellikle ya da sosyal olan herhangi bir ayrıntıya. Sıkıcı mıyım neyim?

Saçmaladıklarım

Comments (0)

Permalink

Kızmaya Başlıyorum

Son dönemlerde, hangi çevreler tarafından yapıldığı belli olan ve gittikçe yükselen bir hareket var. Neo-Osmanlıcılık! Bunlar Çanakkale Savaşı‘nın ilahi güçlerle kazanıldığı gibi garip bir fikre sahiptirler, savaşı anlatırken Mustafa Kemal ATATÜRK‘ten hiç bahsetmezler, onlara göre Türkiye Cumhuriyeti‘nin cumhurbaşkanları veya diğer yöneticileri değil Osmanlı’nın padişahları önemlidir. Yurtlarına “Sultan X” isimlerini verirler, evlerinde Osmanlı tuğraları bulunur vs vs. Osmanlı’yı bu kadar yüceltmek sadece ve sadece toplum mühendisliğidir halbuki. Görebildiğinizi umuyorum. Millet olmanın önemini anlayamayan Türk toplumuna ümmet olmayı güzel bir şeymiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Osmanlı devleti 3 kıtada hakimmiş, 300 yıl varlığını sürdürmüş. E kimse sormuyor mu o 3 kıtada Osmanlı ne yapmış? 300 yıl varlığını sürdürmüş ama son dönemleri nasıl bir fiyaskoymuş? Kimse Osmanlı’nın hatalarından neden bahsetmiyor? Çünkü o zaman o hatayı yapan yöneticiler gibi, bugünün yöneticileri de aynı hatayı yapıyorlar. Sonra da insanlar gidip Osmanlı da Osmanlı diye bik bik ötüyor. Bre cahiller diye seslenesim geliyor.

Bu yazı nereden çıktı? Facebook’tan. Listemdeki eski arkadaşlarımdan biri “ABD ESKİDEN OSMANLI’YA VERGİ VERMİŞTİR” diye bir şey paylaşmış. Yorum yazdım altına “ee ne olacak?” Hakikaten de öyle. Hani derler ya İngilizler “so what” diye, o hesap. Sırf Turancı, milliyetçi bir grup insanın gururunu okşayacak diye böyle popüler saçma bir bilgiye ne gerek var? Tarihi bir gerçekmiş. İyi! Güzel! Ama Osmanlı Devleti diye bi devlet artık yok, üstelik ABD şu an tek vergi toplayan ülke statüsünde. Bu da güncel bir gerçek. Sen Türkiye’nin şimdiki durumuna göz yumarsan, sonra da Osmanlı’nın bir başarısı varmış gibi böyle ufak bir detayı büyük bir olaymış gibi paylaşırsan ben de sana kızarım. Sen önce güncel gerçeklere bir ay bakalım. Pehhh…

Nitekim yorumlarımla kendisini köşeye kıstırdım ama bu sinirlenmemi engellemedi tabii ki. Neo-Osmanlıcılık oyununa lütfen gelmeyelim!

Saçmaladıklarım

Comments (2)

Permalink

Hadi Gel İçelim :)


Bu evrende bir tozsun
Tarih seni unutsun
Hadi gel içelim!

Bu şarkıya fena takıldım bu aralar. Şarkıyla ilgili güzel hislerim kaybolmasın diye de indirmedim şarkıyı. TV’de rastladıkça dinliyorum. Sanki böyle daha çok haz alıyorum, ne bileyim. Takıntılı insanım. :) Ama içip yerlere düşmek kadar mutlu bir şey olamaz herhalde. Tabii mutluluktan içiyorsak! :) Bu aralar mutluluktan, sırf kendi canımın keyfi için rakı içesim var, belki de o yüzden bu şarkı beni bu kadar mutlu edip heyecanlandırıyor. Sözleri de fena halde güzel. Rakı keyfini babama saklıyorum, baba kız içeriz diye. Şarkı keyfini ise hemen her gün yaşıyorum. Bilmeyenler için söyleyeyim; şarkı Yüksek Sadakat‘ın. Keyifli dinlemeler =))

Saçmaladıklarım

Comments (4)

Permalink

2 Temmuz 1993


MADIMAK HÂLÂ CAYIR CAYIR YANIYOR !

Hayatın İçinden

Comments (0)

Permalink

Şu An


Şu an Powerturk TV açık. Bilgisayar kullanırken ses olsun diye açmıştım. Sezen Aksu çalıyor şu an o kanalda.

Bu kızı yeniden büyütmeliyim
Kor ateşlerde yürütmeliyim
Değirmenlerde öğütmeliyim
Farkındayım, farkındayım

İnsanın farkında olmadığı ne çok şey var. Çok şükür ki bir çok şey kafama dank etti bu sene. Çok öğrendim, çok büyüdüm. Daha fazla şey öğreneceğimin de farkına vardım. Hep şöyle derim; “bu zamana kadar yaşadıklarım, bundan sonra yaşayacaklarımın yarısı bile değil. ” Bu felsefemin ne kadar doğru olduğunu anladım. Ve bıraktım, Sezen Aksu hatalarının farkına varadursun. Ben kızımı büyütmeye çoktan başladım bile!

Saçmaladıklarım

Comments (0)

Permalink

Maykıl !

İnanamıyorum. Öz ve net olarak bunu söyleyebilirim sanırım. Ölüm haberini aldığımda arkadaşlarla oturuyorduk. Birden telefonuma mesaj geldi. Gece saat 02:00 civarları. Gecenin o saatinden boş boş ekrana bakıp arkadaşlata “maykıl ceksin ölmüş” dedim, herkes gülmekten öldü. O saatte söyleyebileceğim en anlamsız şeydi belki de. Ben de güldüm, kötü bir şakaydı sadece. Fakat ertesi gün haberlerde gördükçe aymaya başladım. Nasıl olur aklım alamadı bir türlü. Micheal Jackson, ya da Madonna ya da bu tarz sanatçılar. Onlar ölemez gibi gelir ki bana hep…

Hayatın İçinden

Comments (1)

Permalink

Tatil Zamanı

Okul biteli 1 haftadan fazla olmasına rağmen ben tatilime yeni başlayabildim. Aslında daha doğrusu tatil yapıyordum zaten, işin monoton kısmı şimdi başlıyor. 1 haftadır Ayder Yaylasın’daydım. Aman aman, olamaz böyle bir güzellik, böyle bir doğa harikası. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, gerçek Karadenizliler onlar. Her gece tulum eşliğinde horon çekip geleneklerini yaşatıyorlar. İnsan hayran olmadan edemiyor hem doğaya hem insanlara. Hiç istemeye istemeye döndüm memlekete, aklım hâlâ Ayder’de. Gidebilme imkanı olan herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Öperim.

Saçmaladıklarım

Comments (2)

Permalink

Bir Anekdot


Ünlü matematikçi Laplace, Napolyon‘a astronomik evrenin nasıl varlığa geldiğine ilişkin ünlü kuramını açıklarken, Napolyon ona, bu sistemde Tanrı’nın nerede işe karıştığını sorar. Laplace’in cevabı ünlüdür:

Tanrı mı Majeste? Ben böyle bir varsayıma ihtiyaç duymadım.”

Saçmaladıklarım

Comments (0)

Permalink

Düzen(siz)

“Düzensizlik, bizim alıştığımız düzenden farklı bir düzen değil midir?”

Prof. Dr. Ahmet Arslan

Alıntılar

Comments (0)

Permalink

Alıntı


“Hiçbir korku açlığa karşı direnemez, hiçbir sabır onu aşındıramaz, açlığın olduğu yerde iğrenme varolamaz, hurafelere, inançlara, ilke diyebileceğimiz şeylere gelince de, bunlar rüzgarın savurduğu saman çöplerinden farksızdırlar. Ağır ağır öldüren açlığın şeytanlığını, bıktırıcı acısını, kara düşüncelerini, karanlık ve suratsız yabanıllığını bilir misiniz?… Yokluğa, onursuzluğa, ruhsuzluğa dayanmak, bu uzayan açlığa dayanmaktan daha kolaydır. Üzüntü verici bir şey bu ama gerçek.”

Heart Of Darkness - Joseph Conrad

Alıntılar

Comments (0)

Permalink